Freud'a göre psişik enerji nedir ?

Firtina

New member
Savunma mekanizmaları konusunda günümüzde de araştırmalar yapılmaktadır. Örneğin George Vaillant'ın savunma mekanizmaları üzerine çalışmaları, savunmaların olgunluk düzeyleri ve ruhsal uyumla ilişkileri konusunda etkili olmuştur. Bununla birlikte belirli savunma mekanizmalarının varlığına ilişkin araştırma bulguları, Freud'un psişik enerji kavramını doğrudan doğrulamaz.

Burada iki farklı iddiayı birbirinden ayırmak önemlidir: İnsanların zorlayıcı duygular karşısında otomatik psikolojik stratejiler geliştirmesi makul ve araştırılabilir bir iddiadır. Bu stratejilerin belirli miktarda psişik enerjiyi tükettiği veya biriktirdiği iddiası ise ayrıca tanımlanması ve sınanması gereken bir varsayımdır.

Gündelik hayatta bir davranışı açıklarken tek bir psikolojik etikete başvurmak yerine koşulları, geçmiş deneyimleri ve kişinin o sıradaki ihtiyaçlarını birlikte değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır.

5. Freud'un Kuramı Bilimsel Kanıtlar Açısından Ne Kadar Güçlü?

Freud'un teorilerinin değerlendirilmesinde en önemli meselelerden biri, açıklayıcı gücü ile bilimsel olarak sınanabilirliği arasındaki farktır.

Bir teori, çok sayıda davranışı anlamlı bir hikâye içinde açıklayabilir. Ancak bu durum, teorinin doğru olduğunu tek başına göstermez. Bilimsel bir açıklamanın gözlemlerle desteklenebilmesi, yanlışlanabilecek öngörüler üretmesi ve alternatif açıklamalardan ayırt edilebilmesi gerekir.

Filozof Karl Popper, psikanalizin bazı yorumlarını yanlışlanabilirlik açısından eleştirmiştir. Popper'ın temel itirazı, kimi psikanalitik açıklamaların birbirine zıt davranışları bile aynı teori içinde yorumlayabilmesiyle ilgilidir. Bir kişi öfkesini gösterdiğinde bastırılmış duygularının etkisinde olduğu, göstermediğinde ise duygularını bastırdığı ileri sürülüyorsa, hangi gözlemin teoriyi yanlışlayabileceği belirsizleşebilir.

Bu eleştiri, Freud'un bütün fikirlerinin değersiz olduğu anlamına gelmez. Ayrıca bilim felsefesindeki tartışma yalnızca Popper'ın görüşünden ibaret değildir. Psikolojik kuramların değerlendirilmesinde deneysel kanıtların, ölçüm kalitesinin, tekrarlanabilirliğin ve rakip açıklamaların da dikkate alınması gerekir.

Modern psikoloji araştırmaları bilinçdışı bilişsel süreçlerin varlığına ilişkin önemli bulgular sunmaktadır. İnsanlar bazı uyaranları bilinçli biçimde fark etmeden işleyebilir, alışkanlıklarla hareket edebilir veya kararlarından önce oluşan eğilimlerin etkisinde kalabilir. Ancak bilinçdışı bilişsel süreçlerin varlığından Freud'un libido kuramının ya da psişik enerjinin fiziksel enerji gibi işlediğinin sonucu çıkarılamaz.

Örneğin, bir kişinin dikkatini belirli uyaranlara otomatik olarak yöneltmesi deneysel yöntemlerle incelenebilir. Buna karşılık kişinin davranışını açıklamak için görünmeyen bir enerji miktarı varsaymak, bu miktar ölçülemiyor ve gözlemlerle bağımsız biçimde sınanamıyorsa daha güç bir bilimsel sorun oluşturur.

Dolayısıyla Freud'un bazı sezgileri modern araştırmalarla kısmen örtüşse bile kuramın tamamının doğrulandığını söylemek doğru olmaz.

6. Psikoterapi Araştırmaları Freud'un Görüşleri Hakkında Ne Söylüyor?

Psikanalitik düşüncenin günümüzdeki önemini değerlendirirken psikoterapi araştırmalarına da bakmak gerekir.

Jonathan Shedler'ın 2010 yılında American Psychologist dergisinde yayımlanan çalışması, psikodinamik psikoterapilerin araştırma bulgularını ele almış ve bu yaklaşımın etkili olabileceğini savunmuştur. Bu makale, psikodinamik terapilerin bilimsel açıdan tartışılmasında sıkça başvurulan kaynaklardan biridir.

Bununla birlikte Shedler'ın makalesi, bütün psikanalitik iddiaların doğruluğunu kanıtlayan bir çalışma değildir. Psikodinamik terapi, Freud'un ilk dönem teorilerinden önemli ölçüde gelişmiş ve farklı uygulama biçimleri kazanmıştır. Bir terapi yaklaşımının belirli koşullarda yararlı bulunması, onu tarihsel olarak etkileyen her teorik varsayımın doğru olduğu anlamına gelmez.

Örneğin, kişinin tekrarlayan ilişki örüntülerini fark etmesi, duygularını tanıması ve geçmiş deneyimleriyle bugünkü tepkileri arasındaki bağlantıları incelemesi terapide yararlı olabilir. Ancak bu yararın mutlaka psişik enerjinin serbest bırakılmasından kaynaklandığını söylemek için ayrıca kanıt gerekir.

Psikoterapi sonuçları değerlendirilirken yalnızca belirli bir ekolün kendi araştırmalarına değil; kontrollü çalışmalara, sistematik derlemelere, karşılaştırmalı sonuçlara ve tedavinin hangi sorunlarda ne kadar etkili olduğuna da bakılmalıdır.

Bu noktada bence en doğru tutum, Freud'u ne bütünüyle reddetmek ne de psikoloji tarihindeki etkisini bilimsel doğruluğunun kanıtı saymaktır. Bir yaklaşımın bazı uygulamaları yararlı olabilirken, onu açıklamak için öne sürülen teorik mekanizmalar tartışmalı kalabilir.

7. Erkeklerin ve Kadınların Duygularla Baş Etme Biçimleri: Dikkatli Bir Değerlendirme

Psişik enerji konusu, insanların duygularını nasıl yönettiği sorusuyla da ilişkilendirilebilir. Ancak burada kadınlar ve erkekler hakkında yaygın kalıpları bilimsel gerçekler gibi sunmamak gerekir.

Toplumsal beklentiler, bazı erkeklerin sorunlarını doğrudan çözmeye, kontrolü ele almaya veya duygularını geri planda tutmaya yönelmesine neden olabilir. Bazı kadınlar ise ilişkileri korumaya, duygusal ihtiyaçları anlamaya ve karşılıklı iletişime daha fazla önem verebilir. Fakat bu eğilimler bütün erkekleri ve kadınları tanımlamaz; bireyler arasındaki farklılıklar oldukça büyüktür.

Bir erkeğin iş yerinde yaşadığı çatışmayı çözmek için somut bir plan hazırlaması stratejik bir yaklaşım olabilir. Aynı kişinin arkadaşının sıkıntısını dinleyip onun duygularını anlamaya çalışması ise empatik bir yaklaşım örneğidir. Benzer şekilde bir kadın, ilişkisel hassasiyetini korurken son derece analitik ve çözüm odaklı davranabilir.

Burada birbirine karşıt iki özellik varmış gibi düşünmek yerine, çözüm üretme ile duyguları anlama becerilerinin birbirini tamamlayabileceğini kabul etmek daha anlamlıdır.

Psikolojik açıdan önemli soru, kişinin hangi cinsiyete ait olduğu değil, belirli bir durumda hangi stratejiyi kullandığı ve bunun ne kadar işe yaradığıdır. Duyguları sürekli bastırmak, kişinin kendisini anlamasını ve başkalarıyla iletişim kurmasını zorlaştırabilir. Öte yandan her duyguyu hemen ifade etmek de her koşulda en uygun yaklaşım olmayabilir. Bazen beklemek, durumu analiz etmek ve uygun zamanı seçmek gerekir.

Freudcu açıdan bu farklılıklar dürtülerin ve savunmaların işleyişiyle yorumlanabilir. Modern bir yaklaşım ise kişilik özelliklerini, toplumsal öğrenmeyi, duygusal düzenleme becerilerini ve içinde bulunulan koşulları birlikte ele alır.

Bu nedenle kadınların doğal olarak empatik, erkeklerin ise doğal olarak stratejik olduğunu söylemek yerine, insanların farklı beceriler geliştirebildiğini ve bu becerilerin eğitim, deneyim ve sosyal çevreyle değişebildiğini vurgulamak gerekir.

8. Psişik Enerji Kavramının Güçlü ve Zayıf Yönleri

Freud'un psişik enerji kavramının güçlü tarafı, insan davranışlarını yalnızca bilinçli düşünceler üzerinden değerlendirmemesi ve içsel çatışmalara dikkat çekmesidir. İnsanların aynı anda birbirine zıt istekler taşıyabilmesi, bazı duygulardan kaçınabilmesi ve davranışlarının nedenlerini her zaman doğru biçimde açıklayamaması, psikoloji açısından önemli konulardır.

Kavramın tarihsel katkılarından biri de insanın kendi davranışlarını anlamasının her zaman kolay olmadığını vurgulamasıdır. Bir kişinin kendisi hakkında anlattığı hikâyeyle gerçek davranış örüntüleri arasında farklılık bulunabilir. Kişi bir kararını mantıklı gerekçelerle açıklasa bile kararında alışkanlıkların, duyguların veya sosyal etkilerin rolü olabilir.

Bununla birlikte psişik enerjinin ölçülebilir ve bağımsız olarak doğrulanabilir bir mekanizma şeklinde ortaya konulamaması, kavramın temel zayıflıklarından biridir. Kavram çok geniş biçimde kullanıldığında hemen her davranışı açıklamak için başvurulan, fakat hangi koşullarda yanlış sayılacağı belirsiz kalan bir açıklamaya dönüşebilir.
 
Üst